28 Temmuz 2013 - 19:30
El Kaide’nin yükselişi durdurul(a)mıyor

“Arap Baharı” olarak adlandırılan süreç, El Kaide ve müttefiklerinin büyük bir küresel güce dönüşmesinin de önünü açtı. “Küresel bir halifelik” kurma iddiasındaki grubun Arap ülkelerine savaş açması, akıllarda soru işaretleri yaratıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD’li düşünce kuruluşu RAND Corporation tarafından yayımlanan yeni bir rapor, El Kaide’nin eski liderleri Usame Bin Ladin’in öldürülmesini çabuk atlattığını, toparlandığını ve ideolojik olarak etkisini genişlettiğini belirtiyor. Raporda “El Kaide, bağlantılı örgütler ve müttefiklerinin yayıldıkları coğrafya genişledi ve bu da örgütün yenilmekten çok uzak olduğunu gösteriyor” diye 
konuştu.Raporda örgütün özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da büyük bir büyüme kaydettiği kaydedildi. “Arap Baharı” olarak adlandırılan sürece dikkat çeken RAND Corparation’a göre, özellikle Müslüman ülkelerde yayılan mezhep savaşı El Kaide’nin daha da genişlemesine yol açtı. Örgüt Facebook, Twitter ve Youtube’u etkin bir biçimde kullanarak, küresel çapta birçok İslamcı genci de yanına çekmeyi başardı. RAND Corporation’a göre bu etkinin en çarpıcı örneği, 2013 Boston Olimpiyatları’na yönelik bombalı saldırıyı düzenleyen Tamerlan Tsarnev... Çeçenistan kökenli Tsarnev bir El Kaide üyesi değildi ancak Facebook profilinde El Kaide’ye olan sempatisi göze çarpıyordu.‘ABD güdümünde’Ancak RAND Corporation’un iddialarının aksine El Kaide’nin ABD’ye rağmen değil, ABD’nin örtülü desteğiyle büyüdüğünü düşünenler de var. Eski bir FBI çalışanı olan Sibel Edmonds da bunlardan biri. Edmonds, son olarak Gürcistan’da CIA’in El Kaide’nin bir sonraki saldırı dalgası için militanlar yetiştirdiğini söylüyor. ABD’de federal hapishanenin gizli bir bölümünde tutulan Mısırlı bir El Kaide üyesi olan Ali Muhammed’i hatırlatan Edmonds, bu kişinin Usame Bin Ladin’in güvenlik sorumlusu olduğunu, 11 Eylül 2011’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yönelik saldırıyı yapan militanları eğittiğini belirtiyor. Edmonds’a göre Ali Muhammed, aynı zamanda CIA ve FBI için çalışıyordu. Mısır ordusunda bir subay olan Ali Muhammed, 1981’de ABD’nin Fort Bragg’daki Özel Kuvvetler Merkezi’nde gayrinizami harp ve kontrgerilla harekatı eğitimleri almış.Bazıları ABD gizli servisleriyle El Kaide arasında doğrudan bir ilişkinin olmadığını ancak dolaylı bir yönlendirmenin yapıldığını düşünüyor. Örgütün içine sızan özellikle Suudi Arabistan istihbaratı, El Kaide’yi çökertmek yerine küresel çıkarlar için yönlendiriyor. Suudi Arabistan istihbaratının sızıntısının son dönemdeki en ses getiren örneği, geçtiğimiz yılın Mayıs ayında ABD uçağını patlatmak üzereyken Lübnan’da yakalanan Suudi Arabistan gizli servisinin ajanı oldu. İddialara göre bomba düzeneğini CIA’ye teslim eden bu kişi, Suudi gizli servisinin talimatları doğrultusunda Yemen’deki El Kaide’ye katılmıştı.          Bin Ladin sonrasıABD’nin özel bir operasyonla örgütün lideri Usame Bin Ladin’in öldürülmesinin ardından, yeni lider Eyman El Zevahiri’nin Arap ülkelerine yoğunlaşan stratejisi ise dikkat çekici. Zevahiri, örgütün temel iddiası olan “küresel hilafetten” vazgeçmiş gibi görünüyor. Zevahiri bir yıl kadar önce örgütün ana amacının “kilit öneme sahip müslüman ülkelerde savaş” olduğunu söyledi. Bugün dikkat çekici olan, örgütün özellikle Suriye ve Irak’ta bu stratejiye uygun olarak harekete geçmesi. Üstelik bölgesel emirlikler peşinde koşan El Kaide ve müttefikleri, savaştıkları ülkelerde iktidarı ele geçirmek gibi bir hedefe bağlı değiller. Örgütün gizli servislerin güdümünde olup olmadığı tartışma konusu olsa da, ABD’nin Irak işgalinin ardından benimsediği “Şii yayına karşı Sünni ekseni oluşturma” siyaseti El Kaide’yi güçlendirmiş durumda. Bu yayın başlangıç noktası kabul edilen Irak’ta El Kaide’ye bağlı Ensar El İslam ve Irak İslam Devleti adlı örgütler, Sünni El Anbar eyaletinde büyük bir tabana ulaşmış durumda. Suriye’de de silahlı militan gruplar arasında öne çıkan El Kaide bağlantılı gruplar, Lübnan’da Hizbullah’a karşı ve şimdi de Mısır’da varlık göstermeye başladılar.